Tarih | Durum | En Düşük | En Yüksek |
---|---|---|---|
04 Nisan 2025 | 7° | 18° | |
05 Nisan 2025 | 8° | 17° | |
06 Nisan 2025 | 10° | 18° | |
07 Nisan 2025 | 8° | 14° | |
08 Nisan 2025 | 4° | 8° | |
09 Nisan 2025 | 3° | 10° |
Dr.Yücel Karauz / Emekli Tuğgeneral
9 Kasım 2020 tarihli Ermenistan'ın teslim olma anlaşmasından yaklaşık 4,5 yıl geçti. Ateşkes süreci hali hazırda maalesef ki barış anlaşmasına dönüşmedi ve de özellikle dönüştürülmedi. Ermenistan tarihte bir devletin alabileceği en ağır yenilgiyi almış bir ülke olarak ateşkesi zaman kazanmak için, ordusunu yenileştirmek için uluslararası siyasi dengeyi kendi lehine çevirmek için harcıyor. Azerbaycan tarihinin ve Türk tarihinin en son zaferi olan Karabağ zaferi müteakibinde yaşanan olaylar ve gelişmeler bakıldığı zaman stratejik dengelerde değişiklikler olduğu gözlenmektedir.
Azerbaycan Devleti kazanan bir devlet gibi barış anlaşması için her türlü fedakarlığı her türlü iyi niyeti ve her türlü adım atılması gereken adımları atmasına rağmen Ermenistan'ı geçen bu sürede nihai Barış anlaşmasına ikna edemiyor.
Rusya Ukrayna muharebesinin belli bir seviyeye gelmiş olması, Rusya'nın tekrar Kafkaslarla ilgisinin artmasına sebebiyet verdi ve 200 yıllık kazanımlarını bir çırpıda kaybedip bölgeyi batıya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne terk etmek istemiyor.
Batı ise kendi coğrafyasındaki çözemediği sorunlara ve AĞİT Minsk grubu vasıtasıyla yürüttüğü 28 yıl çözümsüzlük sürecine bakmayana bu bölgeye olan ilgisini devam ettiriyor. Ermenistan'a göndermiş olduğu misyonu vasıtasıyla olaylara kontrol etmeye yönlendirmeye gayret ediyor. Amerika Birleşik Devletleri ise Başkan Trump döneminde Kafkaslarda bir sorun istemiyor bir an evvel Barış Antlaşması'nın imzalanmasını ve bu bölgeye barışın istikrarın huzurum gelmesini ifade ediyor. İran devleti ise mevcut statünün devam etmesini Ermenistan'ın kendisine bağlı halde kalmasını, Zengezur koridorunun açılmaması için Ermenistan'a siyasi ve askeri destek vermeye devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti ise Kafkaslara barış istikrar ve huzurun gelmesi için her türlü iyi niyetle faaliyetlerini ve katkılarını sunuyor.
Uluslararası hukukun kendisine verdiği hak kapsamında Azerbaycan 28 yıl sorunun barışçıl yönünde çözülmesi için her türlü gayreti göstermesine rağmen Ermenistan'ın ve onların destekçilerin bu dili anlamaması sonucu 44 günlük Vatan muharebesinde Demir yumruğuyla hakkı hukuku adaleti ve toprak bütünlüğünü sağlamıştır.
Ermenistan son bir yıl içinde ABD geçmiş yönetimi Askeri İşbirliği Anlaşması imzalamış, ordusunu başta Fransa Hindistan Güney Kore silahlı kuvvetlerinin modern silah ve teçhizatıyla ve teçhizatıyla donatmaya devam etmekte, askeri harcamalarını arttırıp seferberlik sistemine güçlendirmeye her fırsatta Azerbaycan'a oyun ve tuzağa düşürmeye çalışarak Azerbaycan topraklarına Azerbaycan silahlı kuvvetlerini hedef almaktadır. En son Türkiye ve Azerbaycan arasında Iğdır Nahçıvan doğalgaz boru hattının açılışı zamanı, Bakü Global Forum esnasında Azerbaycan ordusuna ve topraklarına karşı saldırgan tutum izlemiştir. Her fırsatta intikam almak için fırsat kollamakta iyi niyetten ve güvenden uzak siyasi ve askeri faaliyetlerini devam ettirmektedir. Ermenistan yürütmüş olduğu siyasi faaliyetlerinde yeni bir yöntem deneyerek Türkiye Ermenistan ilişkilerini Kafkaslardaki mevcut problemden ayrıştırmaya, Türkiye ve Azerbaycan arasına nifak sokacak şekilde güven problemi yaratmaya çalışmaktadır Türkiye ve Ermenistan arasındaki özel temsilciler vasıtasıyla yürütülen görüşmeleri özellikle sınır bölgesinde yapmayı, dünyanın çeşitli yerlerindeki Ermenistan temsilcilikleri ile Türk Dış İşleri misyonunun faaliyetlerini, örneğin; Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu bağlamındaki görüşmeler veya Halep'te konsolosluk vasıtasıyla yapılan görüşmeler gibi uluslararası basına yüksek sesle servis ederek, Türk gazetecileri Erivan’a davet edip basın turu düzenleyerek, Suriye'ye yardım bahanesiyle Türkiye-Ermenistan arasındaki sınırın 4 tır geçecek şekilde açılmasını sağlayarak ve Türkiye'nin iyi niyetini kullanarak Türkiye ve Ermenistan arasında normalleşme sürecinin Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri haricinde devam ettiği algısı yaratmaya çalışmaktır. Bu faaliyetlerin temel amacı Türkiye-Ermenistan kara sınırlarının Ermenistan-Azerbaycan Barış Anlaşması imzalanmadan açılmasını sağlamak, bu alanda bu alanda kamuoyu algısı oluşturmaktır. Ermenistan Başbakanı Paşinyan, sözde soykırımın Ermenistan'ın bir talebi olmadığını, sözde soykırımla ilgili hususların 1944 yılına kadar gündemde olmadığını, sözde soykırımın geçmiş Sovyetler Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarafından abartılarak gündem oluşturulduğunu, yurt dışında yaşayan Ermeniler tarafından da bu hususun kullanıldığını, Sözde soykırım taleplerinin Ermenistan'a bir kazanım olmadığını ifade etmektedir. Aynı zamanda büyük Ermenistan idealinin hayal olduğunu gerçeklere dönülmesi gerektiğini zamanla da anayasada diğer ülkelere karşı hedef olarak konan hususların kaldırılması gerektiğini ifade etmektedir. Paşinyan, Azerbaycan Ermenistan Barış Antlaşması'nın çerçeve 17 maddesinde karşılıklı olarak anlaşıldığını ve artık barış anlaşmasının bir an evvel imzalamak gerektiğini ifade etmektedir. Bunu yaparken Ermenistan'ın teslim olma anlaşmasındaki Zengezur koridoru hususunu yerine getirmekten Anayasadaki diğer ülkelere karşı maddeleri değiştirmekten imtina etmektedir
Şu bir gerçek ki Ermenistan’ın Barış anlayışı ile Azerbaycan'ın Barış anlayışı her ne kadar 17 temel hususta anlaşmaya varılsa bile aynı değildir. Ermenistan Anayasası’nda Azerbaycan ve Türkiye'ye karşı hususları çıkarmadan, teslim olma anlaşmasındaki kabul etmiş olduğu hususları yerine getirmeden, Zengezur koridoru açılmadan, Askeri ve silahlanma faaliyetlerine son vermeden, 300000 Garbi Azerbaycanlının hakları kararlaştırılmadan Barış Anlaşması imzalanması mümkün gözükmemektedir.
Ermenistan, 1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dağılma döneminde dünyadaki politik ve stratejik denklemleri kullanarak arkasına da büyük devletleri alarak birinci Karabağ Savaşı'nda uluslararası hukuka aykırı olarak Azerbaycan topraklarının %20'sini işgal etmiş, 28 yıl boyunca AGİT Minsk grubu vasıtasıyla bu haksız ve Hukuksuz işgalini sürdürmüştür. Azerbaycan'ın bunun milli lider Haydar Aliyev ve devamında Sayın Cumhurbaşkanı Ali Başkomutan İlham Aliyev'in Milli güç unsurlarına ve ordu kuruculuğuna gösterdiği dikkat sonucu Azerbaycan uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkı ile demir yumruğuyla sorunu çözmüş dolayısıyla jeopolitik ve stratejik dengeleri değiştirmiştir. Azerbaycan Kafkasların en güçlü devleti ve silahlı kuvvetlerine sahiptir.
44 günlük Vatan Muharebesinde Türk devletinin başta Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere 85 milyon Türk Halkının Türk Savunma Sanayi ürünlerinin verdiği destek anlamlıdır. Bu gönül birliği kaynağını Balkan Harbine katılan Azerbaycanlı kardeşlerimizden, Çanakkale Savaşı'na katılan kardeşlerimizden, Kafkas İslam Ordusu’ndan, Kurtuluş Savaşı'na yapılan kardeş kömeği yardımlarından, Nargin Adası’ndaki Türk esirlerine yapılan yardımlardan, depreme habersiz Koşan Azerbaycan Devleti’nin yardımlarından, asrın felaketi olan depremde 10 milyon Azerbaycan halkının sofrasındaki ekmeğinden evindeki yorganına varıncaya kadar Türkiye'nin yanında olmasından beslenmektedir. Türkiye Azerbaycan ilişkilerinin en yüksek noktası olan Şuşa Beyannamesi ile tarihin zirvesine çıkmış Türkiye Azerbaycan örnek stratejik birlikteliği Türk dili konuşan ülkeler topluluğunu Türk devletleri teşkilatına dönüştürmüştür.
Dünya, risk ve tehditlerini arttığı, önümüzdeki 5- 10'lu yıllarda sınırların yeniden çizileceği bir ortamdadır. Bugün 300 milyonluk Türk dünyasına Amerika Birleşik Devletleri'nin de, Rusya'nın da, Çin'in de, Avrupa Birliği'nin de ihtiyacı vardır. Türk Dünyası ve Türkiye yaklaşım tarzımızı bu değişen dünya dengeler içerisinde gücümüzün farkında olarak birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek varlığımızı koruyup daha ileriye götürebiliriz. Bunun için Kafkaslarda bugüne kadar olduğu gibi ebedi ve ezele kadar orada sürecek Türkiye Azerbaycan birlikteliği ile bu birlikteliğin Türk Devletleri Teşkilatı’na üye kardeşlerimizle artan işbirliği ile geliştirilmesi esastır.
Dolayısıyla Kafkaslara, özelinde de Ermenistan'a yönelik ilişkilerde bugüne kadar olduğu gibi her konuyu gardaşlık ruhuyla karşılıklı bilgilendirme, koordine etmek zorundayız. Türkiye Ermenistan ilişkilerini Kafkaslardaki diğer ilişkilerden ayrıştırma tuzağına düşmemeli, esas stratejik önceliğimizden uzaklaşılmamalı, bu hususta iyi niyetle yürütülen görüşme ve faaliyetlerde Ermenistan'a iletilmelidir. 4 ülke ile komşu olan Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan'da barışmaktan başka şansı yoktur. Oluşacak Barış ortamından hem siyasi olarak hem ekonomik olarak en çok fayda sağlayacak ve en çok ihtiyaç duyacak ülke Ermenistan'dır.
Ermenistan zaman kazanmaya çalışmamalı, konuyu bir yandan ABD bir yandan Avrupa Birliği bir yandan Rusya bir yandan diaspora vasıtasıyla çok boyutlu hale getirmemeli, taarruzi maksatlı silahlanma ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeli, teslim olma anlaşmasındaki hususları yerine getirmeli, Ülkesindeki Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Misyonu temsilcilerini göndermeli, en kısa sürede Azerbaycan'la Barış Anlaşması imzalamalıdır.
Ermenistan tercihini barıştan yana değil 200 yıldır sürdürdüğü şekilde başka ülkelerin maşası olarak intikam alma amaçlı askeri seçenekten yana kullandığı takdirde kendisini bir Demir Yumruk Harekatı beklemektedir. Tercih Ermenistan’ındır.
Türkiye'de Kafkaslardaki barışa sağlaması gereken katkıları Azerbaycan ile koordineli şekilde atmalıdır. Birlikteliğimiz gücümüzdür.
Kafkaslarda elde edilen stratejik üstünlük, başka ülkelerin talepleri ile taktik ve operatif politikalar ile ortadan kaldırılmaması böylece kurulan tuzakların boşa çıkarılması hayati öneme haizdir. Gücümüzün farkında olarak geçmişten bugüne , bugünden geleceğe sarsılmaz ve ebedi kardeşliğimiz diğer kardeşlerimizi de kapsayacak şekilde devam ettirilmelidir.. Ermenistan ne yaparsa yapsın Türkiye Azerbaycan Şuşa kardeşlik ruhu Stratejik karar belirleyicidir.